Son günlerin güncel terimi olan açılım bundan yıllar önce ,tam 69 yıl önce aslında yapılmıştı. Kars'ta Cilavuz.Van'da Ernis,Malatya'da Akçadağ ile başlayan Köy Enstitüleri hareketi idi bu. Enstitülerimiz kapatılmasaydı eğer ve sayıları giderek artmaya devam ederek Mardin,Muş,Adıyaman,Diyarbakır,Urfa ve Tunceli gibi il merkezlerinde yenileri kurulsaydı
Bugün ne Kürt sorunu olacaktı ne de Türk sorunu. Enstitülerden aydınlık kafalı,pırıl,pırıl çıkan evlatlarımız Doğu'nun makus talihini yenecek orduları yetiştireceklerdi. Doğu Anadolu'daki vatan evlatları bugün ağanın,şeyhin,şıhın elinde perişan olmayacaklardı. Kız çocuklarımız bir mal gibi alınıp satılmayacaktı.Üretimsizlik,hastalık ve yoksulluk Anadolumuzun kaderi olmayacaktı. Bugün Doğu Anadolu'da yaşayan vatandaşlarımız adına 40 tane,50 tane köyü olan sahtekar ağalar ve katiller değil, aydınlık kafalı,eğitilmiş ve bilinçli öğretmenler,çiftçiler,sanayiciler,üreticiler konuşacaktı. Dağlar ve tepeler bozkır olarak ölümcül sırıtkanlıkla değil,yemyeşil ormanlarla kucaklayacaktı bizleri. Hayvancılıktan zarar değil kar edilecekti. Bir hayvandan sadece et ve deri değil 150 tane ürün alınabilecekti.Akarsularımız disiplin altında göl ve göletlere akacak,iç sularda yapacağımız taşımacılık ile dünyaya örnek olacaktık. Gübre fabrikalarımızın,et entegre tesislerimizin,konfeksiyon atölyelerimizin,çimento fabrikalarımızın,yem fabrikalarımızın yanına kurulacak maden ve mineral fabrikaları,kimya fabrikaları,konserve fabrikaları,nişasta fabrikaları,ilaç sanayi fabrikaları olacaktı. Her köy bir cennet,bir üretim merkezi,bir medeniyet beşiği olacaktı.
İnsanlar sağlıklı,güler yüzlü ve mutlu olarak yaşayacaklardı. Yarınlarından emin,geleceğe güvenle bakan,ülkeye ve dünya insanlığına faydalı olarak yaşayacaklardı. Akıl ve mantık dinsel tabuların ve dogmaların önünde olacak,kalkınma bilim ve ilim ışığı altında tüm yurdu sarabilecekti.
Ne Kürtçülük,ne Zazalık ve ne de Soranilik kalacaktı. Hür ve müreffeh bir Türkiye olacaktı. Biz bunun için yola çıkmıştık. Anadolu ihtilali ve Türk Rönesansının ana ögesi bu idi.
Bugün yaşları 80'in üzerinde olan ve Doğu'daki Köy Enstitülerinden mezun olan büyüklerimiz bu bilinç içinde yetişmiş insanlar. Yıllarca ülkeye hizmet etmiş ve başarılar ile dolu bir yaşam sürmüşler. Bugün tüm Anadolu böylesi insanlarımız ile dolu olacak ve hür ve refah içinde olan bir ülkemiz olacaktı. Ne yazık ki bugün etnik bölünme süreci ile karşı karşıya olan ve karanlılar içinde kaybolan bir yönetimin ellerinde emperyal dünyanın deneme tahtası haline düştük.
Eğer yeniden kalkınma ve düzelme yoluna girilmek isteniyor ise, kesin olarak günümüz koşullarına uygun olarak bir Köy Enstitüsü proğramının uygulamaya konulmasında yarar vardır. Hızla artan nüfusumuzun dengelenmesi,sağlıklı ve planlı bir nüfus kontrolunun sağlanması için,disiplinli,üretken ve eğitimli insanlar yetiştirebilmemiz için,Anadolumuzun bağrındaki saymakla bitmez zenginliklerimizin faydalı ürünlere dönüşebilmesi için ve her şeyden önce etnik kışkırtmalara karşı ulusal birliğimizi sağlamak için, planlı ve sağlıklı kalkınmanın sağlanması için Köy Enstitülerinin çağa uygun haline getirilmiş olarak yeniden ele alınması esastır.