Yazıya bu ismi vermemin nedeni Türk ziraatinin efsane ismi Dr. Atıf Atilla hocamızı anmak içindir. 1982 yılında Ekonomi üzerine yüksek lisans çalışmamı yapıp yurda döndükten sonra,yer solucanları üzerine topladığım bilgileri ve yaptığım araştırmaları kime anlattıysam ilgilenecek birini bulamamıştım .Kimse böyle " ufak " işler ile ilgilenmiyordu. 1982 yılında şimdi Ziraat Profesörü olan arkadaşım Taner Kumuk beni rahmetli Atıf hoca ile tanıştırdı…Ben solucanlardan bahsetmeye başlayınca Atıf hoca bir anda yerinden fırladı ve elimi sıkarak beni tebrik etti. O da benim gibi bu konunun ülkemiz ziraatine yapacağı önemli katkıya inanlardan birisiydi.Uzun.uzun konu üzerinde fikir alış verişinde bulunduk. Atıf hocamız çeşitli konferanslarda konuyu anlatmış,yazılarla etrafını bilgilendirmiş bir insandı. Ne yazık ki hayatın akışı içerisinde konuyu geniş olarak uygulama aşamasına getiremedik. Belki bu yazı dizisini okuyan ve ilgilenen olur ise ., son derecede ilginç olan bu konu ile ilgili yatırımlar yapılabilir ümidindeyim.
Tarımın gelişmesine yardımcı olan pek çok icatlar yapıldı bugünlere kadar,çok etkili kimyevi gübreler kullanılmağa başlandı,yaprak gübreleri de öyle.,araştırma laboratuarları kuruldu,tarım okulları açıldı,üstün özellikli makineleşme yaşandı tarımda,bütün bu gelişmelerin önemi kadar önemli olan bir gelişme de toprağın en değerli kısmı olan humus tabakasının yapımıdır. Doğada yüzlerle yıl alan bu doğal süreç ,her türlü ziraatin üstünde yapıldığı alanı oluşturuyor. Sadece bu elli santimlik üst toprak tabakasında her türlü yiyeceğini yetiştirebiliyor insanoğlu.Yeni ziraat alanlarının açılmasının önündeki en önemli zorluk da bu humus tabakasının yoksunluğudur. İstediğimiz kadar,yeni alanlarda ziraat yapmak iin toprak taşıyalım,gübre kullanalım,makineleri kullanalım…bir santimlik kaliteli bir humus tabakası için yıllarca beklememiz gerekir.
Ancak., bu humus tabakasını kısa sütrede yapan birisi var…bedava çalışan bir işçi…yemek de istemez ekmek de..gece ve gündüz çalışarak gerekli humus tabakasını kısa sürede yaratır ve onu yaratırken de üstün özellikli bir gübreleme de sağlar..bu işçi yer solucanıdır. Yer solucanlarının saymakla bitmez faydaları yalnız humus tabakası oluşturmakla kalmaz aynı zamanda işlenmiş toprağı da üstün özellikler ile bezer..adeta devamlı çalışan gizli bir işçi gibi toprağa ve ziraate hizmet eder. Uygarlığın bugün önündeki en önemli sorunların birisi de beslenmedir. Ekilebilir tarım alanları giderek azalmakta, kıtlıklar baş göstermektedir. Dünyanın ekilebilir alanları hızla artan dünya nüfusu ile birlikte artık yeterli olmamakta ve giderek artan nüfusun dengeli beslenmesinde sorunlar oluşmaktadır. Dünyanın ekilebilir alanlarının dışında kalan pek çok ekilemeyen alan vardır ve bu alanlar,kumluk arazilerden,çöllerden,kayalık ve taşlık arazilerden oluşmaktadır. Ülkemizde de aynı durum vardır. Kumlu ve kalkerli arazilerde ekim yapılamamakta ve bu arazilerin tarıma kazandırılmasında sorunlar yaşanmakta, ekilebilir arazi oluşturmanın yüksek maliyetleri düşündürücü olmanın ötesinde caydırıcı olmaktadır.
Doğa işte yer solucanına bu ödevi yerine getirme ve ekilebilir kaliteli humus arazisi hazırlama işlevini vermiştir.Bu kemiksiz,dişsiz,kusursuz mink fabrika inanılmaz derecede çalışkan ve marifetli bir yaratıktır. Humus tabakasının oluşumunda yer alan pek çok faktör olduğunu biliyoruz.
Bunlar,kimyasal dağılma,bakteryel çürüme,sıcaklık,ışık,rüzgar,karanlık,yağmur,don,güneş,ölü organik bileşimlerin yoğunluğu, gibi başlıca faktörlerdir. Bunların en başına hiç çekinmeden rahatlıkla solucanı yerleştirebiliriz. Solucan,hem kimyasal hem de fiziksel olarak çalışarak mucizevi bir şekilde en verimsiz arazilerde bile organik atıkları kaliteli humusa dönüştürür ve bunu yaparken zaman faktörünü de inanılmayacak kadar ekonomik kullanır.
Ülkemizde de bol miktarda bulunan yağmur solucanı ,ki buna yer solucanı da denilir ( lumburucus terrestritis ) toprağın 50-60 cm derinliklerinde yaşar ve yağmur fazla yağdığı zamanlarda yer üstüne çıkar.Ölmüş kökleri,hayvan gübrelerini ve özellikle dökülmüş yaprakları toprakla birlikte yer ve humus olarak vücudundan çıkarır. Yer solucanları genelde 10-12 cm uzunluğunda olurlar. Ancak özellikle hayvan gübrelerinin bol olarak bulunduğu topraklarda gelişmiş olanlarının boyları 20 cm'i de bulmaktadır. Uzun süre uygun ortamda beslenen ve anaç olarak kullanılacak olan yer solucanlarının boyları 30 cm'e kadar da ulaşabilmektedirler.
Yer solucanları karanlıkta yaşarlar ve güneş ışığından rahatsız olurlar. Bu nedenle organik maddeleri ve özellikle çok sevdikleri kuru yaprakları yemek için geceleri toprak üstüne çıkarlar.
Gündüzleri ise toprağın alt katmanlarında toprağı yiyerek tünel kazarlar. Solucanlar kesinlikle canlı bitkileri ve köklerini yemezler ,sadece ölmüş organik maddeler ile beslenirler. Beslenme esnasında ıslak ürünleri daha kolayca yeme özellikleri vardır . Bu suretle hem daha rahat kanal kazabilirler ve hem de daha fazla toprak ve organik madde işleyebilirler.