Bilirsiniz, halk arasında yıllardır söylenip gelen bir özlü söz vardır. "Bir insanın kendi kendine yaptığı kötülüğü hiçbir kimse ona asla yapamaz" diye. İnsanlık tarihine şöyle dönüp bir bakacak olursak tarihin bilindiği günden bu güne kadar gelip geçen süresinde kurulan tüm Türk devletlerini hiçbir zaman dış düşmanların istilasının yıkmadığını görürüz. Hep içeride yaratılan nifaklarla içten bölünüp kardeşi kardeşe düşüp birbirine kırdırılarak yok ettirdiklerine tanık oluruz. Bu yıllanmış kahpe oyun şimdi yine tarihin tozlu raflarından indirilip yeniden bize karşı kurgulanmaya çalışılıyor.
Mustafa Kemalin Çanakkale gerçeğinden hareketle, 1919'da yurdumuzun üstüne çullanan sahte medeniyet temsilcisi insanlık düşmanları, menfaat yandaşları yedi düvele karşı Anadolu Birliğiyle indirdiği şamarın acısını unutamayanlar, Sevr paylaşımının tadı damaklarında kalan Lozan bozgunları şimdi Türk milletini, Anadolu bütünlüğünü içerden hançerlemenin derdiyle tutuşmaktalar. Türkü Türk'e düşürmenin ince hesapları içinde Anadolu coğrafyasında yıllardır et ve tırnak olmuş vatandaşları, Türkiye Cumhuriyetini kurmada bedeniyle, canıyla, kanıyla toprak olmuş bir ulusu, içinden satın aldığı üç beş bahtsız hainle ayrılık tohumları ekme cinliğinin peşindeler.
BU ÜLKENİN VAROLUŞ BEDELİNE BAKIN
Söyler misiniz hangi ülke, şanlı, kahraman, gazi isimlerini başında taşıyan şehirlere sahip? Hangi memlekette askere gidenler davul zurnayla yolcu edilir? Hangi ulusta vatan için ölenler şehit olur? Hangi yurtta en yüce borç vatan borcudur? Neden, bir elimizi vicdanımıza (tabi vicdan diye bir şey kaldıysa) koyup düşünün hele…
Bu ülkede kimlik arayanlara sesleniyorum, bu topraklarda gençlerimize polise, askere taş attırıp silah çektirenlere sesleniyorum. Bu işlere kalkışmadan önce dönüp bu ülkenin var oluş bedelinin ödendiği yere bir bakın. Çanakkale'ye bakın, Sakarya'ya bakın, Afyona - Kocatepe'ye bakın. Oradan kurt gibi Ege'ye akan İzmir'e, Akdeniz'e elinde silah ayağında yırtılmış çarıkla ağaç kabuğu yiyerek akıp gelen Mehmetlere, Fatmalara, Ayşelere bakın. Bu toprakların doğulusu, batılısı, güneylisi, kuzeylisi hepsi bir yürek, hepsi bir gönül omuz, omuza can vere, vere bu vatanı bugünlere taşıdı.
BİZ YÜCE TÜRK MİLLETİYİZ
Ama bugün tüm bu geçmişi, bu bedeli unutan birkaç kendini bilmez, birkaç ruhunu satmış insan bu ülkeye de, bu millete de yabancının maşası olup en büyük kötülüğü yapıyor. Hem bu topraklara ayak basıp, hem bu havayı soluyup, bu ülkenin ekmeği ve suyuyla beslenip bu ulusun, bu vatanın temeline dinamit koymaktan geri kalmıyorlar.
Kin tohumları ekip, kimlik kaşıyorlar. Demokrasi postuna bürünüp milli irade cinayetleri işliyorlar. AB tutkusuyla, ulusal üretimlerin canını okuyup yabancı sevdasıyla milli kültürü, milli dili, milli birliği bozuyorlar.
Ülkemizin varlığının teminatı, bağımsızlığımızın sigortası memleketin ordusunu, milletin Mehmedini desteksiz yalanlarla jurnalleyip, isnatsız suçlarla karalamaktan geri kalmıyorlar. Ama unutmasınlar ki biz Mustafa Kemalin evlatlarıyız. Onun gençliğe Nutkunda söylediği gibi, her şartta, her tertipte " Muhtaç olduğumuz kudreti damarlarımızdaki asil kanda" ararız. Bizi kimse bir daha bu tarihi bildik aşina oyuna düşürüp kendi çıkarına alet etmeye kalkmasın.
Tıpkı Bursa'nın İnegöl'ünde, Hatay'ın dört yolunda oynadıkları sinsi oyunlarda olduğu gibi… Kimse bize ayrıma, açılıma dayalı tuzaklar kurmaya kalkmasın.
Biz doğusuyla batısıyla bir yumruk bir bilek bu üniter sınırlar içinde yüce Türk milletiyiz. Dosta dost, düşmana düşmanız.
"NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE"