Sözde manevi değerlere bağlı ekibin, cumhuriyet döneminde ülkemizin yarattığı tüm değerleri satıp paraya çevirme hırsı ve kararlılığı dur durak bilmiyor. Fabrikalarımız, bankalarımız, sigorta şirketlerimizin çoğunun satışı tamamlandı. Sabit ve mobil haberleşme sistemlerimizin çoğunluk hisseleri artık yabancılarda. Borsa hisselerinin çoğunluğu da onların elinde… Enerji santralleri, otoyollar birer birer elden çıkıyor. Orman alanlarının satışı sırada…
Bu uygulamaların adı yapısal reform, bize akıl veren yabancılar sürekli alıyor, biz ise sürekli satıştayız.
Son haber İstanbul'dan: Teşvikiye, Erenköy, Nişantaşı, Ataköy, Çamlıca, Şişli, Bağdat Caddesi gibi gözde semt ve caddelerdeki İş merkezleri ve lüks konutlar arasında kalan okulların satışı konusu da gazetelerin haberleri arasında yer aldı.
SATIŞA ÇIKAN 22 OKUL
İçlerinde; Kabataş Lisesi, Pertevniyal Lisesi, Kandilli Kız Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi gibi mezunlarının toplumumuzun her kesiminde önemli görevler üstlendiği köklü okulların bulunduğu 22 okullun satış listesi yayınlandı. Daha önce İstanbul'da sayıları 45 olarak belirlenen satılık okul sayısı, ilk etapta 22 olarak belirlendi.
Uzun süredir devam eden satış hazırlıkları nihayet sonuçlandı. İstanbul Valiliği, Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Bayındırlık Müdürlüğü, Milli Emlak daire Başkanlığı ve Emlak Komisyoncuları Birliği'nden alınacak üyelerle oluşturulacak komisyon, emlak değerlerini belirleyecek ve sonunda haraç mezat satılacak… Şimdilik belirlenen değer beş milyar dolar, müşteri kızıştırılırsa çok daha fazla olabilir.
Ne var ki önce imar planları değiştirilecek, okul alanı olmaktan çıkarılacak, iş ve alışveriş merkezi lüks konut alanına dönüştürülecek, sonrasında gelsin satışlar… Gelsin paralar… Emlak komisyoncuları hemen bir açıklama yapmışlar. İmar planında önceden bu değişiklik yapılmazsa ucuza giderler… Siz de çok biliyorsunuz. Ne var bunda, nasıl olsa satın alacak olanlar el mi? Onlar da bizden… Plan değişikliğini onlar yaptırırlar. Değeri birkaç katına çıkar, voleyi vururlar. Dert ettiğiniz şeye bakın…
İZMİR'DE DE SATILACAK MI?
Sonra sıra gelecek diğer illerdeki merkezi yerlerdeki okulların satışına… Örneğin: İzmir'de; Atatürk Lisesi'nin, Namık Kemal Lisesinin, Kız Lisesinin… Neden olmasın? Arsaları oldukça geniş ve değerli… Daha sonra sıra arsaları geniş ve değerli olan diğer kamusal yapılara da gelecek mi onu bilmiyoruz.
Okulların satışının büyük bir kültürel cinayet olduğunu bir eğitimci olarak ikilemde kalmadan söyleyebilirim. Neden bir kültürel cinayet olduğunu irdelerken önce trafikten başlayalım.
Nasıl olsa satılacaklar ya… Gerekçe gösterilmeli… Neymiş efendim? Trafik sıkışıklığı yaratıyorlarmış. Başka bir bahane de bulamıyorlar. Bir kez bu okulların trafik sıkışıklığı yaratması kocaman bir yalandır. Okul çevresiyle vardır ve o okula devam edenlerin çok büyük çoğunluğu yakın çevrede oturan öğrencilerdir. Evlerine yaya gider gelirler. Peki, iş merkezi olduğunda; çalışmaya veya alışverişe gelen binlerce kişi nedeniyle veya yüzlerce lüks konutla doldurulduğu zaman, (varlıklı kesimin evlerinde 3-4 otomobil bulunduğuna göre) trafik artacak mıdır, azalacak mıdır?
Bu okullarda en az 1000-1500 öğrenci okuduğunu var sayarsak yeni okullar semtten 25-30 km. uzaklıktaki bir arsaya yapılacağından, bu demektir ki her okul için şehir trafiğine 100-150 minibüs daha katılacak. 2.000-3.000 minibüs iki saat süreyle trafikte kalacaklar… Bu çözüm müdür, trafiği arapsaçına döndürmek midir?
OKUL -CANLI BİR ORGANİZMA
Okul; öğrencisiyle öğretmeniyle velileriyle mezunlarıyla ve yakın çevrede yaşayan insanlarla bütünleşmiş canlı bir organizmadır. Bu yapıyı parçalamak, dağıtmak, yok etmek bir cinayettir.
Okul satıldığı zaman ele geçecek paraya bakılıyor. Bu olay toplumsal bir fayda mı getirir, yoksa felaket mi bakalım:
Artık semtin öğrencileri ilânihaye her gün 50-60 km. şehir trafiğinde kalacaklar. Ders çalışmaları gereken zamanı yollarda harcayacaklar.
Her türlü ölümlü, yaralanmalı kazalarla karşı karşıya olacaklar.
Binlerce minibüsün bedeli, amortismanı, yakıt ve yedek parça giderleri, trafiği aksatacakları için doğacak zararlar, yaratacağı hava kirliliği vb. ülke ekonomisine zarar olarak yazılacak.
Yeni okulların yapım giderleri bu gelirin büyük bölümünü alıp götürecek.
Okul-öğrenci veli ilişkisi kopacak. Veliler çocuklarının durumunu izlemede büyük güçlüklerle karşılaşacaklar.
Okul bir kurumdur. Sadece bir bina değildir. Kurumlaşma onlarca yılda veya yüz yılda oluşmuştur. Kurumlaşmayı oluşturan çevredir. Kurumu o çevreden koparınca o artık "O" değildir. Okulun mezunları da bu organizmanın bir parçasıdır. Onların okullarıyla olan bağları, destekleri, birliktelikleri yok olup gidecektir. Bunlar ilk anda akla geliveren zararlar… Bu nasıl manevi değerlere sahip çıkmadır? Kararı siz verin.